Ekzema

Image

Ekzemalar

EKZEMALAR

En sık karşılaşılan deri hastalıklarındandır.

Hem içsel hemde çevresel faktorlerle ortaya çıkabilir.

KONTAKT DERMATİTLER  Deriye temas eden alkali asit çözeltiler, sanayi ürünleri, kozmetik ajanlar ,  sabunlar, deterjanlar, güneş ışıgı gibi pek çok nedenle derinin koruyucu katmanını  bozarak ekzemayı başlatır.

A)İRRİTAN KONTAKT DERMATİT

En çok  ev hanımları, inşaat işcileri, sağlık personeli, metal işçileri, berberler,motor endüstrisinde çalışan kesimde rastlanır. Özllikle ellerin temas eden alanlarında görülür. Kızarıklık kaşıntı ağrı , ince yarıklar şeklinde ortaya  çıkar.

  1. B) ALLERJİK KONTAK DERMATİT;

Deriye  zarar maddelerin tekrar tekar teması sonrasında geç tip hücresel aşırı duyarlılık reaksiyonudur. Daha çok küçük kabarcıklarla seyreder.daha sonra  sızıntılı bir tablo alır.

El sırtı  göz kapağı saçlı deri, genital bölge, kemer bölgesi, gibi  kronik temasın sürdüğü vücut bölümlerinde daha çok ortaya çıkmaktadır.

Sebep olan maddeden uzaklaşmak tedavinin esasını oluşturmaktadır. Sebep olan maddeyi bulmak için deri yama testi yapılır. Hastanın sırtına önceden hazırlanmış olan şüpheli maddeler yapıştırılır.  İşlemden 48 . 72., ve bazen 96. Saatlerde değerlendirme yapılır. Reaxıonun görüldüğü maddelerden hastanın uzak kalması istenir.. ayrıca beraberinde topikal kremler, koruyucu baz kremler, bazen sistemik tedaviler verilir. Hastanın  mesleki olarak kendini koruması tedavinin temelini oluşturur.

NONKONTAKT DERMATİTLER

ATOPİK DERMATİT

Tüm toplumun %1-10 sıklığında görülür. Genelde bebeklerde 3. Aylarından sonra görülmeye başlanır. Özelikle alın yanaklar,çene bölgesinde görülür. Kızarıklık kaşıntı, sızıntı, su kabarcıkları şeklinde  görülür. Belli aralıklarla iyileşme ve ataklar şeklinde karşımıza gelir.

Çocukluk döneminde ise kol içi, diz arkası, bilek, boyun, kulak arkası gibi alanları tutar.

Özellkle kuruluğun arttığı kış aylarında şikayetler daha şiddetli ortaya çıkar.

Erişkin dönemde daha çok göz çevresi ve el üzeri tutulumu ile karakter kazanır.

Tam olarak  kalıcı çözüm kabul edilebilecek bir tedavi yoktur. Ancak deri kuruluğuna karşı güçlü emolyent kremler ile başlanıp ,  düşük ve orta etikli steroidler, PUVA tedavileri, topikal immunmodulator ajanlar  tedaviye eklendiğinde iyi yanıtlar alınır. Ancak tedaviler kesilince sıklıkla nüks gözlenir. 30 yaş üzerinde sıklıkla hafifleyerek kaybolmaktadır. Bazı hastalarda yaşam boyu sürmektedir.

 

PSORIAZİS  (SEDEF HASTALIĞI)

İnflamatuvar cilt hastalıkları arasında toplumda en sık görülen  cilt hastalıklarındandır. Kadın ve erkeklerde eşit oranda görülür.

Ortalama başlangıç yaşı 10-35 yaşları arasındadır, ancak her yaşta ortaya çıkabilmektedir, alevlenme ve remisyon ile seyreder. Çocukluk çağında başlayanlar daha ağır bir seyir izler.

Genetik olarak yatkın insanlarda stres, enfeksiyonlar, gebelik, alkol, çeşitli ilaç kullanımı gibi tetikleyici faktörlerle  ortaya çıktığı düşünülmektedir.

Deriden yada direkt tırnak tutulumu ile başlayabilir.

Genellikle çok sayıda üzerinde mumsu sedefi kabukları bulunan geniş plaklar şeklinde bulur.

Klinik olarak vulgar, guttat, püstüler,eritrodermik, artropatik tipleri bulunur. Ancak ençok plak tipini görürüz.

Dizler, dirsekler gibi travma alan bölgelerde daha çok yerleşimr.  Bu işleme koebner fen Yüz bölgesi daha az tutulan alanlardandır. Birkaç adet plaklatan yüzlerce  plak sayısına ulaşabilir.

Kilinik olarak sedef hastalığının yerleşim yerine lezyonların şekline, deri biyopsisi, hekim tarafından test edilebilecek çeşitli işaretler ile klinik tanısı konur.

Hastaların önemi bir kısmında  hayat boyu sistemik tedaviye gerek kalmaz.

Sadece topikal uygulamalar yeterli olmaktadır.Hastalığın yerleşim yerine göre uygulanan ürünlerin gücü seçilir. Lokal uygulanan ürünler doktor kontrolünde olması gerekir. Aksi takdirde deride incelme, renk değişikliği, kıllanma artışı gibi istenmeyen durumlara sebep olabilir.

Nemlendirici kullanımı sedef hastalığının temelini oluşturur. Ayrıca üzerinde biriken kabuğu azaltmak için salisilik asit içeren kremler, topikal d-vitamini, topikal retinoik asit türevleri kullanılmaktadır.

Sistemik tedavilere gerek duyduğumuzda ise fototerapi, asitretin, metotreksat, siklosporin ve biyolojik ajanlara başvurulmaktadır. Tedavi seçeneğinde hastanın yaşı, daha önceki tedavileri, lezyonların yerleşim yeri ve şiddeti, ek şikayet ve sistemik hastalıkların varlığı gibi durumlar  etkili olmaktadır.

Paylaş